Rüveyda Şiiri ve Hikayesi – Nurullah Genç - Rafhane

Günlerden bir gün, aralarındaki kadim dostlukla bilinen iki usta şair, Dilaver Cebeci ve Nurullah Genç bir araya gelir. Koyu bir sohbetin ardından Dilaver Cebeci, Nurullah Genç’e bir kâğıt uzatır ve şöyle der:

— Bak bakalım, bu şiirde bir eksiklik var mı?

Kalemi bu denli güçlü, şiirleri dilden dile dolaşan büyük bir şairin böyle bir soru sorması ne kadar ilginçse, Nurullah Genç’in verdiği cevap da bir o kadar sarsıcıdır. Genç, kâğıdı eline alır ve Cebeci'nin eşi Ayla Hanım'a yazdığı o meşhur "Sitare" şiirini özenle, dikkatlice okur. Sonra başını usulca kaldırıp şöyle der:

— Bu şiir eksik... Konu hiç tahmin edilmeyecek bir güzergâhta ilerliyor.

Düşünsenize, büyük bir şair "Eksik var mı?" diye uzattığı şiire, kalemi güçlü bir başka şairden "Eksik" cevabını alıyor. O an araya giren şey sıradan bir sessizlik değil; yüreklerde kopan fırtınanın dinmesini bekleyen derin bir sükûnettir. Ardından Dilaver Cebeci, yüzünde babacan bir tebessümle o tarihi cümleyi kurar:

— O zaman o eksiği sen tamamla.

İşte tam o an, Nurullah Genç'in dudaklarından şu sözler dökülür:

— Bu cümleyi duyduğum anda gönlüme Rüveyda düşmeye başladı.

Nurullah Genç'in birçok röportajında bizzat kendi ağzından da anlattığı bu olay, edebiyatımızın en güzel eserlerinden biri olan Rüveyda'nın doğuş hikâyesidir.

Rüveyda Üzerine

Bana göre Rüveyda, bir kadına okunabilecek en nadide, en güzel şiirlerden biridir. Dizeler akıp giderken, her bir satırın sevgiyle örüldüğünü, sevdiğine hislerini belli etmek için söylenebilecek en zarif iltifatları barındırdığını hissedersiniz.

"Adını söylemek istemiyorum / Rüveyda dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler"

"Hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün"

"Hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin / uzanır da gönlüme Rüveyda / derinden bir ok saplanır bağrıma"

Şiirin her satırı işte böyle bir duygu seliyle akıp gider. Çok naif ve duru bir dille yazılmış, hepimizin hislerine ortak olan, herkesin en az bir dizesinde kendi anılarına daldığı bir başyapıttır. Yıllar geçse de dönüp tekrar okunan, yüreğe dokunan bu eşsiz şiiri ve ardındaki o güzel hikâyeyi çok daha fazla kişi bilmeli ve okumalı.


RÜVEYDA 

fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına

adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından

hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime Rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa Rüveyda
baştan başa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim

kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğildiğim yerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynaklarıyla anılarımı

sular köpürmemeliydi Rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar nefret eder avare duruşumdan
kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkılap bekliyorum

hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme Rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın

artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir anne gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
ben bu kadar zulme layık mıyım Rüveyda

hangi ressamı vurur bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

kırmızı bir kurdele bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu Rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu

hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrip, kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklardan öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler

söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle

Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen, çürüyen çığlıklarımı

at vuruldu; içim paramparça Rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim

                                         NURULLAH GENÇ

Rüveyda Şiiri ve Hikayesi – Nurullah Genç - Rafhane



Yorum Gönder

2 Yorumlar

  1. nice rüveydalar gördük, sevdik :)

    YanıtlaSil
  2. 1000 kitaptan geldim, güzel bir blog siteniz var

    YanıtlaSil

Rafhane üzerindeki bu yayına yorum yapmak ister misiniz? Yorumunuz bizi sevindirecektir :) ama:

· İçeriğinde küfür, argo, manevi değerleri küçümseyen kelime ya da kelime grupları olan yorumlar,
· Kaos ortamı oluşturacak yorumlar,
· Random ve konu ile alakasız yorumlar,

içerik her ne olursa olsun kaldırılacaktır.