Şeker Portakalı Kitap Alıntıları - José Mauro de Vasconcelos • Rafhane
–Daha çok anlat dedim.+Hoşuna gidiyor mu?–Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.+Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?–Gider gibi yaparız.
Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.
–Nen var Zeze?+Hiç şarkı söylüyordum.–Şarkı mı söylüyordun?+Evet.–Öyleyse ben sağır olmalıyım.İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.
Sessizlik içindeydi her yer, ölümün kadifeden ayakları gezinir gibi. Ve ben, yaşmaya hükümlüydüm; yaşamaya!
Çocuk yüreği unutur ama affetmez.
Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.
Onu yüreğimde öldüreceğim. Artık sevmeyerek.
–Çok canın yanacak Zeze.+Zaten çok acıyor.
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş atmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
OLUP BİTENLERİ ÇOCUKLARA NİÇİN ANLATMALI?Gerçek, sevgili Portuga'm; bunları bana çok erken anlatmış olmalarıdır.
–Neden hiç mutlu değilsin Zeze?+Neden mutlu olmalıyım?–Çünkü dünyaya bir kere geliyoruz.+İyiki bir defa geliyoruz Portuga.–Neden?+İkinci bir hayatı kaldıramazdım.
Senin yanındayken kimse zarar vermiyor ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor.
Şeker Portakalı Kitap Alıntıları - José Mauro de Vasconcelos • Rafhane


Yorum Gönder
0 Yorumlar
Rafhane üzerindeki bu yayına yorum yapmak ister misiniz? Yorumunuz bizi sevindirecektir :) ama:
· İçeriğinde küfür, argo, manevi değerleri küçümseyen kelime ya da kelime grupları olan yorumlar,
· Kaos ortamı oluşturacak yorumlar,
· Random ve konu ile alakasız yorumlar,
içerik her ne olursa olsun kaldırılacaktır.