Huzursuzluk Kitap Alıntıları - Zülfü Livaneli · Rafhane



Belki de her şeyini yitiren bir insanın son sığınağı insan onurudur, elinde kalan tek şey budur.



Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok. Merhamet de zulmün bir parçası, merhamet zulmün merhemi olamaz.



Hz. Ali'ye, falanca kişi senin için kötü sözler söylüyor demişler. Hayret etmiş, oysa ben ona hiçbir iyilikte bulunmadım ki demiş.



Merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç.



Herkesin bir şemsiyesi var kendisini koruyacak, seninse yok. Bir an önce şemsiyeni açmaya bak, çünkü bu yağmur hiç dinmeyecek.



Demek ki bazı acıları ölüm bile unutturamıyor, bazı davranışlar ölümden sonra bile bağışlanmıyor diye düşündüm.



İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız biz.



İnsanlar bunca acı çekerken, İstanbul'da en iyi suşinin nerede yenilebileceğini konuşanlara dayanamıyordum.



Tüketen insanın üreten insandan daha değerli olduğu bu yanlış ve ahlaksız döneme tahammülüm kalmamıştı artık.



İbni Haldun ne kadar haklıymış diye düşündüm, coğrafya kaderdir derken ne kadar haklıymış.



Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!



Ben sadece kendimi tedavi etmek için yazıyorum, insan denilen yaratıkların arasında yaşama gücünü tekrar bulabilmek için.



Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde.



Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa.



Kendimizi hayvanlardan ve bitkilerden üstün görmemiz büyük bir aldatmaca, insanlık diye yücelttiğimiz şey aslında ne aşağılayıcı bir kavram.



Dünyanın gelmiş geçmiş bütün filozoflarına, bütün şairlerine, bütün ermişlerine kızıyorum, onca kitap niye yazıldı diye düşünüyorum, ne gereği vardı, o kitaplıklar, o konferanslar, o toplantılar; o kendini matah bir şey zanneden politikacılar... Dünyayı kurtaracakmış gibi ciddi yüz ifadeleriyle ekrana çıkan çokbilmişler, üniversiteler, ben var ya ben diyenler, hepimizi toplasalar bir incir çekirdeğini doldurmayız.



Uzaklarda bir kadın ,"insanlık ağacının kırılmış dalıyız biz "diyerek ağlıyor.



Doğu'nun bilginleri Batı gibi kitapla değil, sözle, şiirle, menkıbeyle, mesele konuşur.



Sanki varoluşumuz, yaşamımız birtakım anlamsız, saçma sapan rastlantılara bağlı değil de daha derin ve kavrayamadığımız bir anlamı varmış gibi duyumsarız.



Biz, bu ülkenin okuryazarlığı, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. Doğu askısını bırakmış, Batı askısını da yakalayamadan aşağı düşmüştük.



Ben bu ülkede yıllardır bir yabancı gibi yaşamış, öyle eğitim görmüştüm.



Güçlü olan sensin, zayıf olan ben/Çünkü sevda okuyla yaralanmışım.




Zülfü Livaneli Huzursuzluk Kitap Alıntıları -  Zülfü Livaneli · Rafhane

Huzursuzluk Kitap Alıntıları -  Zülfü Livaneli · Rafhane


Yorum Gönder

0 Yorumlar