Jane Eyre Kitap Alıntıları - Charlotte Bronte • Rafhane


Bence yaşam çok kısa. Günlerimizi kin gütmekle, bize yapılan kötülüklerin çetelesini tutmakla geçirirsek çok yazık!

İnsan yaradılışı kusurludur. En parlak yıldızların bile üzerinde lekeler vardır.

Bütün dünya senden nefret edip seni kötü diye tanısa bile senin kendi vicdanın rahat, suçsuz olduğu sürece hiç arkadaşsız kalmazsın, dedi.

Özgürlük istiyordum, soluğum kesilircesine!

Ama ne yazık ki insanın elinden geleni yapması her zaman derde derman olmuyor.

Tam olarak bilemediğim birtakım güzel şeyler gelecekti başıma sanki... Bugün, yarın, önümüzdeki hafta, gelecek ay olmasa bile, günlerden bir gün.


Gönül kimi severse güzel odur.

Yürekten gelen tek bir sözcükle de insan birçok söz söylemiş kadar dostluk belirtebilir.

Cansız şeyler olduğu gibi duruyordu; yalnız canlılar tanınmayacak kadar değişmişti.


İnsanın çevresindekilerce sevilmesi, aranılan bir kimse olduğunu sezmesi kadar büyük bir mutluluk olamaz!

Kuş değilim ben. Kafesim de yok. Bağımsız, irade sahibi, özgür bir insanım, şu anda da irademi sizden ayrılmak üzere kullanıyorum.

Benim hayatımda bile, böyle, güneşin parladığı zamanlar oluyordu.

Şükürler olsun ki gözler ruhun aynasıdır; istemeyerek de olsa dosdoğru yansıtırlar kişinin ruhunu.

Yüreğimin çırpınışıyla irademin çabalamaları arasında, kendi kendimden nefret ediyordum. Ne kendimi yermek avutuyordu beni, ne de kendimi beğenmek.


O hep aklımdaydı; çünkü ona olan sevgim gün ışığında dağılıverecek bir sis ya da yağmur yağınca yıkılıverecek bir kumdan kale değil, mermer üzerine yontulmuş bir yazıydı ki mermer var olduğu sürece silinmezdi.

Ona kitap okumaktan hiç bıkmıyordum.

Bugünüm belirsiz, yabancıydı, geleceğim üzerine de hiçbir bildiğim yoktu.

Bu "yazgıya boyun eğme" işini kafam almıyordu benim.

Ne gözlerinin renginde, ne kirpiklerinin uzunluğunda, ne kaşının çizgisindeydi bu güzellik... Salt anlam, bakış, ifade güzelliğiydi.

On sekiz yaşındayken herkes hoşa gitmek ister; hoşa gidecek bir görünüşü olmadığını düşünmek de insanı pek sevindirmez, sanırım.

Senden ömrünü benim yanımda geçirmeni, benim ikinci benliğim, iki dünyada eşim olmanı diliyorum.

Hayatımın yıkılmış, sevgimin yitirilmiş, umudumun sönmüş, güvenimin kırılmış olduğunu bütün acılığıyla, bütün gerçekliğiyle birden kavradım.

Sevda, yeni açılmış bir pınar gibi içimden fışkırmış, tatlı sularını ruhumun tarlalarına yaymakta. Oysa ben o toprakları nice zahmetlerle, nasıl dikkatle temizleyip ayıklamış, özveri, iyi niyet tohumları ekmiştim! Gelgelelim şimdi bal gibi tatlı bir su bastı buraları; taze filizleri nefis lezzetli bir zehir kemirmekte.

Kafam kargaşa içinde, bütün duygularım ayağa kalkmış, ama içimdeki bu savaş öyle koyu bir karanlık, öyle kör bir bilgisizlik içinde geçiyordu ki!... Çünkü içimden hiç durmaksızın yükselen o soruya, "Neden acı çekiyorum?" sorusuna, hiç ama hiçbir karşılık bulamıyordum.

Ayın çevresinde titreşen yıldızlara gelince, benim yüreğim de titriyordu onlarla birlikte.

En ufak şeyler düşlerimizi dağıtmaya yarar.

Olmayacak bir şey bu, efendim. Olanaksız bir şey. Bu dünyada tam mutluluk hiçbir insana nasip olmaz. Benim alın yazım da öteki insan kardeşleriminkinden daha başka olacak değil ya! Başıma böyle bir şey gelmesi bir masala benziyor... Bir düş!


Cahil kişilerin ruhu gübrelenmemiş, sürülmemiş topraklar gibi katıdır. Önyargılar bu ruhlara, kaya diplerinde biten otlar gibi sımsıkı yapışır, inatla büyürler.


Kısacası bütün aptal aşıklar gibi ben de, alışılmış olan yollardan kendimi uçuruma sürüklemeye başladım.

Jane Eyre Kitap Alıntıları - Charlotte Bronte




Yorum Gönder

0 Yorumlar