Bülbülü Öldürmek Özeti ve İncelemesi - Harper Lee • Rafhane

Zulüm önyargılı insanlardan kaynaklanır.

Kitap küçük bir kız çocuğu olan Scout'un gözünden yaşadığı olayları anlatıyor. Abisi Jem ve avukatlık yapan babası Atticus'la beraber üç kişilik yaşamları aslında pek de farklı olmayan sıradan olaylarla geçerken babası Atticus'un yeni bir dava almasıyla değişir. Davanın yaşamlarında etki yaratmasının sebebi savunduğu kişinin tecavüz suçundan dolayı yargılanan bir zenci olmasıdır. Atticus'un bir siyahiyi savunmak istemesi Maycomb kasabasında pek iyi karşılanmaz. Kasaba genel olarak siyahilere karşı çıkan, beyazlarla siyahilerin beraber yaşamalarının saçmalık olduğunu düşünen kişilerden oluşmaktadır.Hatta babaları bir siyahiyi savunduğu için çocuklarla da okulda dalga geçerler. Ama Atticus bu söylentilere kulak tıkar. Çocuklarıyla da bu konuda konuşur ve "zenci" dememeleri konusunda uyarır. Atticus davaya hazırlanırken çocuklar normal yaşamına devam ederler. Tabi kitap sadece baştan sona bu davayı anlatmaz. İlk bölümde bu küçük ailenin normal yaşamları Scout'un dilinden anlatılır. Çocukların eğlenmek için yaptığı yaramazlıklar, okul hayatları, arkadaşları Dill'le yaşadıkları maceralar anlatılır. Kitabın bu kısımları bazı okuyucuları sıksa da ortalara kadar sabrederseniz asıl olaylar geliştikçe kitap sarıyor.Geri konuya dönecek olursak, beklenen gün gelir. Tüm kasaba halkı mahkeme yerine gider. Mahkemeyi bu kadar merak etmelerinin sebebi tabiki de bir zencinin yargılanmasından dolayıdır. Salon tıklım tıklım dolar. Jem, Scout ve arkadaşı Dill'de gitmek ister. Babalarının izin vermeyeceğini bildiklerinden gizlice giderler. Mahkeme heyeti kurulur ve Atticus müvekkilini korumaya başlar. Tecavüze uğradığı iddia edilen kadına sorduğu sorularla onu köşeye sıkıştırır. Yorucu ve zorlu geçen mahkeme bitmeye yaklaşır. Atticus tüm delilleri kullansa,elinden geleni yapsa da, ortada suçu işlemediği her ne kadar belli bile olsa müvekkilinin yani Tom Robinson'un "zenci"olması bile bu suçu yapmasına yeterince sebep gösterilerek idam cezası alır. Atticus onu aklayabilmek için yeniden bir şeyler yapmaya çalışır ama bu sırada Tom Robinson hapisten kaçmaya çalışır. Onu yakalayıp vururlar ve bu şekilde ölür. Çocuklar bu duruma çok üzülür.Bazen gerçekler, deliller, doğrular kişiyi haklı çıkarma konusunda yeterli kalmıyor. O kişinin önemsiz gibi gözüken ten rengi bile onu suçlu yapmaya gerek gösteriliyor.

Burada ilk defa bir karaktere ayrıca paragraf açmak istiyorum. Çünkü kitapta en sevdiğim karakter özellikle Atticus oldu. Onun kişiliği,çocuklarını yetiştirme tarzı,onlara verdiği öğütler, işini en doğru şekilde yapmaya çalışması,kazanamayacağını bile bile haklının yanında olup kendi bildiğini savunması ve daha birçok özelliği sadece bu kitapta değil, okuduğum tüm kitaplarda en sevdiğim karakterler arasına girmeyi başardı. Hatta çocukları yetiştirme tarzına bir örnek verecek olursak; kitaba ismini de veren cümle "istediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen,ama unutma bülbülü öldürmek günahtır" der çocuklarına. Çünkü bülbüller sizin için sadece şarkılar söyler,bir kötülükleri olmaz size. Onun için bülbülü öldürmek günahtır diyerek çocuklarını yetiştirir. İnsanlar size nasıl davranırsa davransın, siz kendi doğru bildiğiniz neyse öyle karşılık verin, kimseye önyargıyla bakmayın der.

Adalet, ırkçılık, insanlık, önyargı.. daha nasıl iyi anlatılabilirdi ki bir kitapta. Okurken kafanızda bazı yanlışları sorgulamak gerekiyor. Cidden beyaz insanla siyah arasındaki fark neydi ki? İnsanlar neden böyle bir ayrım yapmaya gerek duymuş. Bizim onlardan ne farkımız var. Beyaz olmak bir ayrıcalık mı ki? Ya da neden ten renkleri öyle olduğu için "siyahi,zenci" vb. sıfatlar kullanılmış. Bir milletin sırf renklerinden dolayı beyazlardan ayrılması, onlara ayrı "muamele" yapılması kadar başka bir saçmalık görmedim ben. Bana göre insan insandır. Bundan ötesi yoktur. Rengi farklıymış,şöyleymiş bunların hepsi zırvalık. Bizi biz yapan şeyler yüreğimiz, fikirlerimiz. Biz bunlarla varız. Biz farklı renkte olunca iyi insan olduğumuz değişecek mi? Beyaz insan her zaman iyi ama siyahi insan kötü müdür? Tüm kötülükleri onlardan mı beklemeliyiz? Bu ırkçılığı savunmak için daha da uzatabilirim cümlelerimi. Ama biz kendi özümüzü değiştirmedikten sonra bu ne işe yararki..
Kitabın mutlu bir sonla bitmesini isterdik ama yazarın gerçek hayattaki adaleti bize okutması, hayattaki bazı yanlışları tekrardan dile getirmesi bence daha çok akılda kalmasını ve beğenilmesini sağlamıştır. Birçok mesajı birden okuyucuya veren, en az bir şans vermeniz gereken bir kitap...

Kitaptan etkileyici alıntılar


Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.

"...gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. Daha başlamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu. Nadiren de olsa bazen kazanırsın."

Ama sabah olunca her şey hep daha iyi olur.

Bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde,her zaman beyaz adam kazanır. Bu ne kadar çirkin olursa olsun hayatın bir gerçeği.


İnsanların çok tuhaf yaratıklar olduğu sonucuna varmayıp da ne yapabilirdim? Onları düşünmekten vazgeçtim, düşünmek zorunda kalıncaya kadar da düşünmedim.

Ben yalnızca kaçınılmaz olan bir şeye boyun eğdim.

-Sen zencileri mi savunuyorsun, Atticus?
+Elbette savunuyorum. Zenci deme Scout. Bu kabalıktır.
-Okulda herkes öyle diyor.
+Bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek.

İnsanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar.

Yalnızca tek bir insan türü varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? Hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar?

Yüreğinde neşe olanın yüzü de neşe saçar.

Hayatımdan çıkıp gitti ama aklımdan çıkmış değildi; onu özledim.

Zulüm önyargılı insanlardan kaynaklanır.

Biz neden sürekli birbirimizi üzüyor,eziyor ve tüketiyoruz?


İnsanların başına ne geldiğini asla bilemeyiz. Kapalı kapılar ardında evlerde nelerin olup bittiğini, ne sırların gizlendiğini...

Küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. Çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve her şeyi yalansız görürler. Bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz.

Bilmiyorum ama yaptılar, daha önce de yaptılar, bu gece de yaptılar, yine yapacaklar, yaptıkları zaman...Öyle görünüyor ki yalnızca çocuklar ağlayacak. İyi geceler.

Akıllı insanlar hiçbir zaman kabiliyetleriyle övünmezler.

Jack! Bir çocuk sana bir soru sorduğu zaman, Tanrı aşkına, o çocuğa sorduğu şeyin yanıtını ver. Uyduruk şeyler anlatma. Çocuklar çocuktur ama kaçamaklı lafları büyüklerden daha çabuk anlarlar, ayrıca kaçamaklı yanıtlar onların kafalarını daha da karıştırır.

Atticus bana sıfatları kaldırırsan geriye gerçekler kalır demişti.

İnsanlar etraflarında kendilerinden çok şey bilen birilerinin olmasından hoşlanmazlar. Bu onları kızdırır.

-Tutuklanmaktan mı korktun, yaptığın şeyi kabullenmek zorunda kalmaktan mı?
+Hayır efem, yapmadığım şeyi kabullenmek zorunda kalmaktan.


Bülbülü Öldürmek Özeti ve İncelemesi - Harper Lee



Yorum Gönder

0 Yorumlar